İletişim Formu

 
 Pratikler: Kamp 
Kamp için geliş, gidiş ve kamptayken ihtiyaç duyacağınız bazı ana cümleler.

3 kişiyiz.
There are three of us.

Kamp yeri arıyoruz.
We are looking for a camping site.

Burada kamp yapabileceğimiz bir yer var mı?
Is there anywhere for us to camp near here?

Burada kamp yapabilir miyim?
Can I camp here?

En yakın kamping neresi?
Where is the nearest camping ground?

XXX kamping nerede?
Where is XXX camping ground?

Çadırımızı nerede kurabiliriz?
Where can we pitch our tent?

Çadır için yeriniz var mı?
Have you got a site for our tent?

Çadır ne kadar?
How much is it for a tent?

Karavan ne kadar?
How much is it for a caravan?

Çadır yeri var mı?
Are there any tent sites?

Karavan yeri var mı?
Are there any caravan sites?

Karavanımızı buraya park edebilir miyiz?
May we park our caravan here?

Kamp yerinde dükkân var mı?
Is there a shop on this site?

Ateş yakabilir miyim?
Can I light a fire?

İçme suyu var mı?
Is there any drinking water?

Nereden buz satın alabiliriz?
Where can we buy ice?

Duş var mı?
Are there any showers?

Duş alabilir miyim?
Can I have a shower?

Tuvalet nerede?
Where is the toilet?

Bulaşıklarımızı nerede yıkayabiliriz?
Where can we wash our dishes?

Çöpü nereye dökebilirim?
Where do I dispose of rubbish?

Kişi başına ne kadar?
How much is it per person?

Yarın sabah ayrılıyorum.
I am leaving tomorrow morning.

Görüşler

Yayıncı

Kadircan Erşahin
 Pratikler: Eşya 

Eşyam var.
I have got some luggage.

Eşyalarım arabada.
My luggage is in the car.

Eşyalarımı odama getirir misiniz?
Could you bring my luggage to my room?

Eşyalarımı aşağıya indirin lütfen.
Have my luggage taken down stairs, please.

Görüşler

Yayıncı

Kadircan Erşahin
 Hatır Sorma 

Nasılsınız?
How are you?

Çok iyiyim, teşekkür ederim.
Very well, thank you.

Kızınız nasıl?
How is your daughter?

O iyi, teşekkür ederim.
She is fine, thank you.

Görüşler

Yayıncı

Kadircan Erşahin
 Pratikler: Spor 

Hangi takımı tutuyorsun?
Which team do you support?

Basketbol maçı ne zaman?
When is the basketball match?

Maç, kaç kaç? ya da Skor ne?
What's the score?

Kim yeniyor?
Who is winning?

Buralarda bir yüzme havuzu var mı?
Is there a swimming pool around here?

Su derin mi?
Is the water deep?

Görüşler

Yayıncı

Kadircan Erşahin
 Pratikler: Şikâyet Ve Rahatsızlıklar 

Başım dönüyor.
I feel dizzy.

Midem bulanıyor.
I feel sick.

Hareket edemiyorum.
I can't move.

Tansiyonum yüksek.
I have high blood pressure.

Arada sırada ağrıyor.
It hurts now and then.

Görüşler

Yayıncı

Kadircan Erşahin
 Pratikler: Acil 

Lütfen doktor - ambulans çağırın.
Please call a doctor - ambulance.

Bir kaza oldu.
There has been an accident.

Doktordan randevu alabilir miyim?
Can i have an appointment with the doctor?

Düştüm.
I've had fall.

Kendinde değil.
He is unconscious.

Kendimi kestim.
I've cut myself.

Bacağımı kırdım.
I've broken my leg.

Görüşler

Yayıncı

Kadircan Erşahin
 Pratikler: Mağaza / Alışveriş 

Erkek reyonu nerede?
Where is the men's department?

Deneyebilir miyim?
Can i try it on?

Benimle ilgilenir misiniz? (Bakar mısınız?)
Can you serve me?

Kızım için bir ceket istiyorum.
I want a jacket for my daughter.

Ölçümü alır mısınız?
Can you measure me?

Görüşler

Yayıncı

Kadircan Erşahin
 Pratikler: Otel 

Boş odanız var mı?
Have you a vacant room?

Tek kişilik bir oda istiyorum.
I'd like a single room.

Bir gece için, çift kişilik bir oda istiyorum.
I'd like a double room for one night.

Bir gece için fiyat nedir?
How much is it for one night?

Herşey dahil mi?
Is everything included?

Daha büyük bir odanız var mı?
Have you a bigger room?

Rezzervasyonum var.
I have reservation.

Bir oda ayırtmıştım.
I have reserved a room.

Nicole adında bir oda ayırtmıştım.
I've booked a room in the name of Nicole.

Lütfen beni saat 06:00'da uyandırın.
Please call me at 6.00 o'clock.

Lokantanız var mı?
Do you have a restaurant?

Otel, kaçta kapanıyor?
What time doesthe hotel close?

Görüşler

Yayıncı

Kadircan Erşahin
 Pratikler: Vedalaşmalar, Ayrılma 

Kendine iyi bak.
Take care of yourself.

Hoşçakal.
Bye. / Goodbye.

Sizi eve bırakayım.
Let me drive you home.

Sonra görüşürüz.
See you later.

Yakında görüşürüz.
See you soon.

Bu akşam görüşürüz.
See you tonight.

Pazar günü görüşürüz.
See you on Sunday.

Tekrar ne zaman görüşeceğiz?
When shall we meet again?

İyi yolculuklar.
Have a nice journey.

İyi tatiller.
Have a nice holiday.

Seni özleyeceğim.
I will miss you.

Geldiğiniz için teşekkürler.
Thank you for coming.

Yakında tekrar buyurun.
Come again soon.

Görüşmek üzere.
So long.

Yarın görüşebilir miyiz?
Can we meet tomorrow?

Görüşler

Yayıncı

Kadircan Erşahin

TEBRİK ve DİLEK

Bol şans!
Good luck!
 

Tebrikler!
Congratulations!


Mutlu yıllar!
Happy new year!

Doğum günün kutlu olsun!
Happy birthday!


En iyi dileklerimle!
With my best wishes!

İyi yolculuklar.
Have a nice journey.



Görüşler

Yayıncı

Kadircan Erşahin
 Pratikler: Özür Dilemek, Hata Bildirmek 

Üzgünüm.
I'm sorry.

Benim hatam.
My mistake.

Nasıl? / Ne dediniz? / Pardon.
Pardon.

Afedersiniz, anlayamadım (Resmî dilde kullanılır).
I beg your pardon.

Üzgünüm, bir daha tekrarlanmayacak (olmayacak).
Sorry. It won't happen again.

Pardon.
Pardon ya da Excuse me.

Efendim? (Ne dedediniz, anlamadım, anlamında)
I beg your pardon?

Aldırma ya da Boş ver.
Never mind.

Umarım sizi rahatsız etmiyorum.
I hope I'm not disturbing you.

Sizi kırmak istememiştim.
I didn't mean to hurt you.

Görüşler

Yayıncı

Kadircan Erşahin
 Pratikler: İstekte Bulunmak, Rica Etmek 

Fax çekebilir miyim?
May i send a fax?

Bana bir bilet verebilir misiniz lütfen?
Can you give me a ticket, please?

Nicole'e sevgilerimi iletin.
Give my love to Nicole.

Nicolas'a saygılarımı iletin.
Give my regarts to Nicolas.

Afedersiniz / Müsaade eder misiniz?
Excuse me! ya da Excuse me?

Çantayı uzatabilir misiniz?
Can you pass the bag, please?

Ne istersiniz?
What do you want?

Ne arzu edersiniz?
What would you like?

Su ister misiniz?
Do you want water?

Telefonunuzu kullanabilir miyim?
May i use your phone?

Mobil telefonunuzu kullanabilir miyim?
May i use your mobile phone?

Ne arzu ederdiniz?
What would you like?

Bana bir iyilikte bulunabilir misiniz?
Could you do me a favour?

Bana yolu gösterin.
Please show me the way.

Bir bardak bira rica edecektim.
I would like a glass of beer.

Size bir soru sorabilir miyim?
Can i ask you a question?

Oturun lütfen.
Sit down please.

Tuzu uzatır mısınız lütfen?
Can you pass the salt please?

Lütfen bana yolu gösterin.
Please show me the way.

Bu formu doldurur musunuz?
Could you fill in this form?

Bir şişe kırmızı şarap istiyorum.
I want a bottle of red wine.

Hiçbir şey istemiyorum.
I don't want anything.

Sizi rahatsız ettiğim için özür dilerim.
I'm sorry to trouble you.

Bana bir iyilikte bulunabilir misiniz?
Could you do me a favour?

Görüşler

Yayıncı

Kadircan Erşahin
 Pratikler: Teşekkür Etmek 

Israrla teşekkür etmek (Çok çok sağol gibi)
Thank you very much.

Bir şey değil.
Not at all (İngiliz İngilizcesi) ya da You're welcome (Amerikan İngilizcesi).

Önemli değil.
That's all right.

Önemi yok.
It doesn't matter.

Rica ederim.
That's all right.

Sorun değil.
No problem.

Yardımın için sağol.
Thank you for your help.

Her şey için teşekkürler.
Thanks for everythink.

Çok naziksiniz.
It's very kind of you.

Teşekkür ederim, çok naziksiniz (Yardım ve benzer konular karşılığında).
Thank you, it's very kind of you to help.

Yardımınız için teşekkürler.
Thank you for your help.

Estağfurullah.
Don't mention it.

Görüşler

Yayıncı

Kadircan Erşahin
 Pratikler: Yolculuk 

Daha ne kadar gideceğiz?
How much furter have wee to go?

Burada, ne kadar daha duracağız?
How long will we stop here?

Aktarma yapacak mıyız?
Do we have to change?

Buradan "X" yerine ne kadar zamanda gidilir?
How long will it take from here to "X"?

Affedersiniz, bu yer boş mu?
Excuse me, is this seat free?

İneceğim zaman lütfen bana bildirir misiniz?
Will you please tell me when to get off?

Borcum ne kadar?
How much do I owe you?

Yarım saatlik bir gecikmemiz var.
We are half an hour late.

Afedersiniz, burası benim yerim.
Excuse me, this seat is mine.

Hiç boş yer yok.
There is no free seat left.

Afedersiniz, pencereyi açabilir miyim?
Excuse me, may I open the window?

Şu pencereyi biraz açalım mı?
Shall we open that window a bit?

Bir bavul eksik.
There is a bag missing.

Bunlar benim eşyalarım değil.
This isn't my luggage.

Lütfen bavulu alın.
Take the suitcase please.

Görüşler

Yayıncı

Kadircan Erşahin
 Tren Yolculuğu 

Bilet gişesi nerede?
Where is the ticket office?

"X" 'e bir tane 2. mevkî gidiş lütfen.
A second class single to "X", please.

2. mevki vagonlar nerede?
Where are the second class cars?

"X" 2e bir gidiş ve geliş bileti lütfen.
A return ticket to "X", please.

Burası hangi istasyon?
Which station is this?

İstasyona gitmek istiyorum.
I want to go to the train station.

"X" treni, hangi perondan kalkıyor?
What platform does the train to "X" leave from?

Mexico'ya bundan sonraki tren, ne zaman (kalkıyor)?
When is the next train to Mexico?

Önümüzdeki istasyonda iniyorum.
I will get off at the next station.

Trende yemekli vagon var mı?
Is there a dining car  on the train?

Bagajımı emanete götürün.
Take my luggage to the left luggage.

NewYork için ne zaman tren var?
What time is it the train to NewYork City?

"X" yerinden geşecek tren, ne zaman perona girecek?
What platform does the train from "X" arrive at?

"X"'den gelecek trenin rötarı var mı?
Is the train from Bristol late?

Aktarma yapacak mıyız?
Do we have to change?

Bu bilet ne zaman için geçerlidir?
How long is the ticket valid?

Görüşler

Yayıncı

Kadircan Erşahin
 Pratikler: Otomobil Yolculuğu 

Arabayı, nereye park edebilirim?
Where can i park the car?

Lastiğimiz patladı.
We've got a puncture.

X litre normal benzin lütfen.
X litres of the usual petrol, please.

Bir sonraki benzin istasyonu nerede?
Where's the next petrol station?

Burada benzin istasyonu nerededir?
Where is there a petrol station?

Lütfen arabamı yıkayın.
Please wash my car.
Aküyü doldurun.
Charge the battery.

Görüşler

Yayıncı

Kadircan Erşahin
 Pratikler: Gemi Yolculuğu 

2 numaralı kamarayı arıyorum.
I am looking for number 2 cabin.

Kaptan ile konuşmak istiyorum.
I want to speak to the captain.

Benim için kamarotu çağırır mısın?
Will you fetch the steward for me?

Deniz tuttu.
I have been seasick.

Deniz tutması için ilacınız var mı?
Have you something for seasickness?

Görüşler

Yayıncı

Kadircan Erşahin
 The One / The Ones 

"The One / The Ones", "The" konusuna benzer.
"The one" tekil, "The ones" ise çoğul anlamlarda kullanılır.

Nicole: These books are not my friend's.
Bu kitaplar arkadaşımın değil.
Nicolas: Which ones are friend's?
Hangileri arkadaşının?
Nicole: This book is Sarah's. That one is Sam's.
Bu kitap Sarah'ın. Şu kitap Sam'in.

Nicolas, "books" kelimesi yerine, artık ondan bahsedildiği için "books" değil, "one / ones" kullanmıştır.

Ayrıca bakınız:
I have got a blue and a black jacket...
Mavi ve siyah cekete sahipim.
...The after one is a present.
Buradan şu anlam çıkar;
Son olanı hediyeydi.
Bahsedilen ceket, "black jacket"tir, 2. defa söylenmeye ihtiyaç duyulmamış, "black jacket" yerine "The after one" kullanılmıştır.

Görüşler

Yayıncı

Kadircan Erşahin

İngilizce | Wikipedia

İngilizce (İnglizce: English /ˈiŋliʃ/); Amerika Birleşik Devletleri, Anglofon Karayipler, Avustralya,
Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı, İrlanda Cumhuriyeti, Kanada ve Yeni Zelanda'da yaşayanların çoğunun anadilidir. İkinci dil ve resmî dil olarak dünya genelinde, özellikle İngiliz Milletler Topluluğu ülkeleri ve çok sayıda uluslararası örgüt tarafından kullanılmaktadır.


Modern İngilizce, anadili farklı olan insanların konuştuğu ilk "küresel ortak dil" olarak tanımlanmaktadır. İngilizce iletişim, bilim, ticaret, havacılık, eğlence, radyo ve diplomasi alanlarında egemen uluslararası yardımcı dildir. Dilin Britanya Adaları'ndan öteye yayılmasında Britanya İmparatorluğunun büyük payı vardır. Amerika Birleşik Devletleri'nin II. Dünya Savaşı sonrasında artan ekonomik ve kültürel etkisi, İngilizcenin benimsenmesini önemli şekilde hızlandırmıştır.


Bazı alanlarda ve mesleklerde yeterli düzeyde İngilizce bilinmesi gerekir. Bundan dolayı bir milyarı aşkın kişi en az basit seviyede İngilizce konuşabilmektedir.

Tarihçe
İngilizce, Cermen kökenli bir dildir. Kavimler Göçüyle yer değiştirmiş Cermen kavimlerinin Britanya Adalarında yaşayanKeltleri sürerek bu adalara getirdikleri dildir. Adını adaya yerleşen ve Saksonlarla karışan Angluslardan almıştır. Bu kavimler dillerine "Anglik" demişlerdir. Cermen kavimleri tarafından Britanya Adaları'nda kullanılmasına dayandırılarak, filologlartarafından kaynağının Almanca olduğu savunulmaktadır.


Roma İmparatorluğu döneminde Britanya adalarına gönderilen rahipler, buraya İncil'in başlıca cevirilerinden birinin dili olan Latince'yi getirmiş ve uzun yıllar Latince'nin etkisi baş göstermiştir. Daha sonra güneyden gelen Fransızlaşmış bir halk olan Normanların istilâları ile "Normanca" denilen Fransız lehçesi ile karışmıştır. Yönetici sınıf bu dili konuşurken köylü sınıfı olarak kabul edilen halk Eski İngilizce'yi konuşmaktaydı. 1066'da Hastings Savaşı 'yla Fâtih William adaları ele geçirirek uzun yıllar boyunca Normancanın yerleşmesine sebep olmuştur. Normanların İngiltere'yi fethi, aynı zamanda İngiltere'nin son fethidir.


Günümüzde Amerika Birleşik Devletleri'nde, Birleşik Krallık'ta, Avustralya'da, Kanada'da, Güney Asya'nın bir bölümünde, Mısır'da ve Afrika'nın belirli kesimlerinde anadil ya da ikinci dil olarak konuşulmaktadır. İngilizce, Çince (Mandarince) ve İspanyolcadan sonra ilk resmî dil olarak dünyanın en çok konuşulan üçüncü dilidir.

Görüşler

Yayıncı

Kadircan Erşahin
Antalya İlânları

Görüşler

Yayıncı

Kadircan Erşahin
İzmir İlânları

Görüşler

Yayıncı

Kadircan Erşahin
Ankara İlânları

Görüşler

Yayıncı

Kadircan Erşahin
Çanakkale İlânları

Görüşler

Yayıncı

Kadircan Erşahin
İstanbul / Anadolu İlânları

Görüşler

Yayıncı

Kadircan Erşahin
İstanbul / Avrupa İlânları

Görüşler

Yayıncı

Kadircan Erşahin
 Vehicles | Araçlar 

Otomobil, Car
Araba, Cars
Araç, Vehicle
Taksi, Taxi
Otobüs, Bus
Minibüs, Minibus
Midibüs, Midi
Motosiklet, Bikes
Bisiklet, Rent
Mobilet, Scooter
Helikopter, Helicopter
Uçak, Plain
Zeplin, Airship
Tren, Train
Tramvay, Tram
Gemi, Ship
Tekne, Boat
Yat, Yatch
Denizaltı, Submarine

Görüşler

Yayıncı

Kadircan Erşahin
 Englishly Akıllı Sözlük  / Beta
Nedir? Kategorilerine göre kelimeler arayabileceğiniz sözlük çalışmasıdır.

 Ulaşım - Transportation 

Araçlar - Vehicle
→ Ulaşım - Transportation

 Ev - House 

Mutfak - Kitchen
→ Banyo - Bath
→ Yatak Odası - Bedroom
→ Diğer Odalar - Other Rooms
→ WC

 Sokak - Street 

→ Binalar - Builds
→ Sokak - Street

 İnsan - Human 

İnsan Vücudu - Body
Davranışlar - Behavior
→ Hastalıklar Illnesses

 Hayvanlar - Animals 
Vahşiler - Savages
Evciller - Indoor
Böcekler - Insects
Uçanlar - Flyers

 Atasözü ve Deyim Örnekleri 
→ Tıklayın

 Holidays 
→ Tıklayın

 Astrology 
→ Tıklayın

 Units 
→ Tıklayın

 Argo 
→ Tıklayın

Görüşler

Yayıncı

Kadircan Erşahin
İlânlar

Çanakkale – 0
Ankara – 0
İzmir  0
Antalya  0

Görüşler

Yayıncı

Kadircan Erşahin
 Cleft Sentences | Vurgular 

Etken ve edilgen konularına benzer. Ancak, cümlede vurguyla ilgilidir.
Konuşurken bazen farklı duygulara göre farklı vurgular yaparız. Yani, o anki duygularımıza göre ses tonumuzu ayarlar, aynı cümleyi daha farklı olarak sert veya yumuşak bir dille söyleriz. En azından böyle bir anlam kazandırmaya çalışırız.

Bunu yazı ile gösterirken ise cümledeki bir kaç kelimenin yerini değiştiririz. Örneğin; "Kardeşim, dün akşam çikolatamı yemiş." cümlesi ile "Dün akşam çikolatamı aslında kardeşim yemiş!.." cümlesi, anlamca farklılaşmıştır.

Genelde, cümleye "It" ile başlanır, "Relative clauses" ile devam edilir.

Vurgulanmak istenen öğeyi belirtmek için, örneğin "It is Ahmet to whom Serpil sends (...)", "It was my brother who ate (...)" , "It is a letter (...)" cümlelerindeki gibi cümlenin başında bulundurulur. Böylece, vurgulanmak istenen öğe belirlenir.

Cümle, geçmiş zamandaysa was ya da were eklerinden birisi getirilmelidir.
Öğe insan ise, "It is / was someone who / that..."; insan dışında bir varlık ise "It Is / was something that..." kalıbı kullanılır.

Görüşler

Yayıncı

Kadircan Erşahin
"If" Yerine Kullanılabilen Diğer Bağlaçlar
Lütfen okuyun: Gördüğünüz konudaki örneklerin 90% lik bir kısmı geçici olarak alıntıdır. 


Unless (Medikçe, Madıkça)

2 farklı kullanım türü vardır.

İlki, "Şu olnadıkça bu olmaz" anlamı kazandırır.

I won’t come unless they come.
Onlar gelmedikçe gelmem.

You will stay in my room unless the hotel manager discovers it.
Otel müdürü anlamazsa odamda kalırsın.

Punish them unless they apologize for their fault.
Hatalarından dolayı özür dilemezlerse cezalandırın onları.

Unless you are to tired let’s go for a walk at the park.
Çok yorgun değilsen parkta yürüyüşe çıkalım.

I wouldn’t take a pill unless I had a headache.
Başım ağrımadıkça hap içmem.

  

2. si, "Şu olmasa şöyle olur" gibi hayalî anlam kazandırır. 
 
Everybody could like him more if he didn’t speak so much.
Bu kadar çok konuşmasa herkes onu daha çok sever.

 

Bu cümlede, "If he didn’t speak so much" yerine "Unless he spoke so much" diyemeyiz.

They would understand the lesson if they weren’t so noisy.
Eğer o kadar gürültü yapmasalar dersi anlarlar.

 
 
Bu cümlede, "If they weren’t so noisy" yerine "Unless they were so noisy" diyemeyiz.
 

Suppose / Supposing (Farzedelim ki)

Suppose / Supposing you lost your money, what would you tell your parents?
Farzedelim ki paranı kaybettin, anne babana ne dersin?

  

Provided / Providing, On Condition That (…şartıyla)

You can borrow any book from my library provided / providing you return it on time.
Zamanında geri getirmek şartıyla, kütüphanemden istediğin kitabı alabilirsin.

They can listen to music provided / providing they disturb nobody.
Kimseyi rahatsız etmemek kaydıyla müzik dinleyebilirler.

I’ll fix your can on condition that you wash mine.
Benimkini yıkaman şartıyla arabanı tamir ederim.

We’ll set their prisoners free on condition that they set our prisoners free.
Onlar bizim esirlerimiz serbest bırakmaları şartıyla, biz esirlerini serbest bırakırız.

  

As Long as (…dığı Müddetçe)

You can share my room as long as you share the rent too.
Kiraya da ortak olduğun müddetçe odamı paylaşabilirsin.

As long as they promise not to give any harm, the children can play in my garden.
Zarar vermemeye söz verdikleri müddetçe bahçemde oynayabilirler.
 



Other Wise (Aksi Hâlde)

We must hurry; otherwise we’ll miss the rain.
Acele etmeliyiz; aksi halde treni kaçıracağız.

Her family wants to live in Istanbul; otherwise he wouldn’t stay there.
Ailesi İstanbul’da oturmak istiyor; yoksa orada kalmaz.

My father paid all my expenses; otherwise I couldn’t have had university education.
Bütün masraflarımı babam karşıladı; yoksa üniversite eğitimi yapamazdım.

 

If it weren’t for (Olmasaydı)

If‘li cümlelerin ikinci tipi gibi cümle kuruluşu vardır.

If it weren’t for your help, I would be unemployed now.
Senin yardımın olmasaydı şimdi işsiz olacaktım.

If it weren’t for my English teacher, I wouldn’t be a teacher now.
Eğer ingilizce öğretmeni olmasaydı, şimdi bir öğretmen olmazdım.


Bu kalıbın geçmiş zaman şekli; "If it hadn’t been for" dur ve If’li cümlelerin üçüncü tipi gibi cümle kuruluşu vardır.

If it hadn’t been for your help, I wouldn’t have found a job.
Senin yardımın olmasaydı iş bulamayacaktım.

İf it hadn’t been for the taxi driver, I would have been late.
Taksi şöförü olmasaydı geç kalacaktım.

  

But for (Olmasaydı)

Hem "If it weren’t for", hem de "If it hadn’t for" yerine kullanılır. 

But for your help, I would be unemployed now.
Senin yardımın olmasaydı şimdi işsiz olacaktım.

But for the taxi driver, I would have been late.
Taksi şöförü olmasaydı geç kalacaktım.


Görüşler

Yayıncı

Kadircan Erşahin
 Wish & If Only | Keşke 
Örnekler alıntıdır.

Wish
"Keşke" anlamı içeren cümlelerdir. Kendi arasında Wish, 3 ayrı kullanım şekline sahiptir.

Önemli!
Wish'i, normâl kelime anlamında kullanmak istersek, "Want" kelimesine göre daha resmî bir anlam kazandırır.

Örnek:
I wish you success.
Size başarılar dilerim.

He wished me success.
Bana başarılar diledi.

1. Kullanım Şekli
Bu cümlelerin gerçekleşme ihtimâli ya hiç yoktur, ya belirli bir zaman gereklidir, ya da olma ihtimâli çok azdır.

"Keşke milyarder olsaydım"

Örnek:
I wish he helped me.
Keşke bana yardım etse.

2. Kullanım Şekli
Şimdiki zamana ait olan ama geçmiş zamanmış gibi duyulan, kızgınlık ya da memnuniyetsizlik belirten ve gelecekte bir daha olmamasını istemeyi belirtmek için;

Özne + Would + V1 kullanılır.

Örnek:
I wish you wouldn’t ask me so many questions!
Keşke bana bu kadar çok soru sormasan!

3. Kullanım Şekli
Genelde pişmanlık bildiren cümlelerdir.
Wish + Özne + Past Perfect Tense (-miş) şeklinde kurulur.

Örnek:
I wish I had been more careful.
Keşke daha dikkatli olsaydım.

If only
If only içinse, 2 kullanım yolu vardır.

İlki, duyguyu daha da çok belirgin hâle getiren cümlelerdir.
(Ah keşke milyarder olsam! / olsaydım / olabilsem!)

Örnekleri inceleyin;

If only he were here now.
Ah keşke o şimdi burada olsa.

If only I could speak Arabic.
Ah keşke arapça konuşabilsem.

If only I hadn’t shouted at him.
Ah keşke ona bağırmasaydım.

If only they would stop following us.
Ah keşke bizi takip etmeyi bıraksalar.

2. si; "If only", "If" cümlelerinde If'in yerine kullanılır ve daha da belirgin bir anlam kazanılır.

Örnekleri inceleyin;
If only I had enough time, I would go and visit him.
Yeterince vaktim olsa gidip onu ziyaret ederim / ederdim.

If only you had come earlier, you would have met Mr White.
Eğer daha erken gelseydin Mr White ile tanışacaktın.

If only I can find him today, I will tell him the truth.
Eğer bugün onu bulabilirsem ona gerçeği söyleyeceğim.

If only you had repaired my car, I would have sold it.
Eğer arabamı tamir etseydin onu satacaktım.

Görüşler

Yayıncı

Kadircan Erşahin