İletişim Formu

 
 Cleft Sentences | Vurgular 

Etken ve edilgen konularına benzer. Ancak, cümlede vurguyla ilgilidir.
Konuşurken bazen farklı duygulara göre farklı vurgular yaparız. Yani, o anki duygularımıza göre ses tonumuzu ayarlar, aynı cümleyi daha farklı olarak sert veya yumuşak bir dille söyleriz. En azından böyle bir anlam kazandırmaya çalışırız.

Bunu yazı ile gösterirken ise cümledeki bir kaç kelimenin yerini değiştiririz. Örneğin; "Kardeşim, dün akşam çikolatamı yemiş." cümlesi ile "Dün akşam çikolatamı aslında kardeşim yemiş!.." cümlesi, anlamca farklılaşmıştır.

Genelde, cümleye "It" ile başlanır, "Relative clauses" ile devam edilir.

Vurgulanmak istenen öğeyi belirtmek için, örneğin "It is Ahmet to whom Serpil sends (...)", "It was my brother who ate (...)" , "It is a letter (...)" cümlelerindeki gibi cümlenin başında bulundurulur. Böylece, vurgulanmak istenen öğe belirlenir.

Cümle, geçmiş zamandaysa was ya da were eklerinden birisi getirilmelidir.
Öğe insan ise, "It is / was someone who / that..."; insan dışında bir varlık ise "It Is / was something that..." kalıbı kullanılır.

Görüşler

Yayıncı

Kadircan Erşahin
"If" Yerine Kullanılabilen Diğer Bağlaçlar
Lütfen okuyun: Gördüğünüz konudaki örneklerin 90% lik bir kısmı geçici olarak alıntıdır. 


Unless (Medikçe, Madıkça)

2 farklı kullanım türü vardır.

İlki, "Şu olnadıkça bu olmaz" anlamı kazandırır.

I won’t come unless they come.
Onlar gelmedikçe gelmem.

You will stay in my room unless the hotel manager discovers it.
Otel müdürü anlamazsa odamda kalırsın.

Punish them unless they apologize for their fault.
Hatalarından dolayı özür dilemezlerse cezalandırın onları.

Unless you are to tired let’s go for a walk at the park.
Çok yorgun değilsen parkta yürüyüşe çıkalım.

I wouldn’t take a pill unless I had a headache.
Başım ağrımadıkça hap içmem.

  

2. si, "Şu olmasa şöyle olur" gibi hayalî anlam kazandırır. 
 
Everybody could like him more if he didn’t speak so much.
Bu kadar çok konuşmasa herkes onu daha çok sever.

 

Bu cümlede, "If he didn’t speak so much" yerine "Unless he spoke so much" diyemeyiz.

They would understand the lesson if they weren’t so noisy.
Eğer o kadar gürültü yapmasalar dersi anlarlar.

 
 
Bu cümlede, "If they weren’t so noisy" yerine "Unless they were so noisy" diyemeyiz.
 

Suppose / Supposing (Farzedelim ki)

Suppose / Supposing you lost your money, what would you tell your parents?
Farzedelim ki paranı kaybettin, anne babana ne dersin?

  

Provided / Providing, On Condition That (…şartıyla)

You can borrow any book from my library provided / providing you return it on time.
Zamanında geri getirmek şartıyla, kütüphanemden istediğin kitabı alabilirsin.

They can listen to music provided / providing they disturb nobody.
Kimseyi rahatsız etmemek kaydıyla müzik dinleyebilirler.

I’ll fix your can on condition that you wash mine.
Benimkini yıkaman şartıyla arabanı tamir ederim.

We’ll set their prisoners free on condition that they set our prisoners free.
Onlar bizim esirlerimiz serbest bırakmaları şartıyla, biz esirlerini serbest bırakırız.

  

As Long as (…dığı Müddetçe)

You can share my room as long as you share the rent too.
Kiraya da ortak olduğun müddetçe odamı paylaşabilirsin.

As long as they promise not to give any harm, the children can play in my garden.
Zarar vermemeye söz verdikleri müddetçe bahçemde oynayabilirler.
 



Other Wise (Aksi Hâlde)

We must hurry; otherwise we’ll miss the rain.
Acele etmeliyiz; aksi halde treni kaçıracağız.

Her family wants to live in Istanbul; otherwise he wouldn’t stay there.
Ailesi İstanbul’da oturmak istiyor; yoksa orada kalmaz.

My father paid all my expenses; otherwise I couldn’t have had university education.
Bütün masraflarımı babam karşıladı; yoksa üniversite eğitimi yapamazdım.

 

If it weren’t for (Olmasaydı)

If‘li cümlelerin ikinci tipi gibi cümle kuruluşu vardır.

If it weren’t for your help, I would be unemployed now.
Senin yardımın olmasaydı şimdi işsiz olacaktım.

If it weren’t for my English teacher, I wouldn’t be a teacher now.
Eğer ingilizce öğretmeni olmasaydı, şimdi bir öğretmen olmazdım.


Bu kalıbın geçmiş zaman şekli; "If it hadn’t been for" dur ve If’li cümlelerin üçüncü tipi gibi cümle kuruluşu vardır.

If it hadn’t been for your help, I wouldn’t have found a job.
Senin yardımın olmasaydı iş bulamayacaktım.

İf it hadn’t been for the taxi driver, I would have been late.
Taksi şöförü olmasaydı geç kalacaktım.

  

But for (Olmasaydı)

Hem "If it weren’t for", hem de "If it hadn’t for" yerine kullanılır. 

But for your help, I would be unemployed now.
Senin yardımın olmasaydı şimdi işsiz olacaktım.

But for the taxi driver, I would have been late.
Taksi şöförü olmasaydı geç kalacaktım.


Görüşler

Yayıncı

Kadircan Erşahin
 Wish & If Only | Keşke 
Örnekler alıntıdır.

Wish
"Keşke" anlamı içeren cümlelerdir. Kendi arasında Wish, 3 ayrı kullanım şekline sahiptir.

Önemli!
Wish'i, normâl kelime anlamında kullanmak istersek, "Want" kelimesine göre daha resmî bir anlam kazandırır.

Örnek:
I wish you success.
Size başarılar dilerim.

He wished me success.
Bana başarılar diledi.

1. Kullanım Şekli
Bu cümlelerin gerçekleşme ihtimâli ya hiç yoktur, ya belirli bir zaman gereklidir, ya da olma ihtimâli çok azdır.

"Keşke milyarder olsaydım"

Örnek:
I wish he helped me.
Keşke bana yardım etse.

2. Kullanım Şekli
Şimdiki zamana ait olan ama geçmiş zamanmış gibi duyulan, kızgınlık ya da memnuniyetsizlik belirten ve gelecekte bir daha olmamasını istemeyi belirtmek için;

Özne + Would + V1 kullanılır.

Örnek:
I wish you wouldn’t ask me so many questions!
Keşke bana bu kadar çok soru sormasan!

3. Kullanım Şekli
Genelde pişmanlık bildiren cümlelerdir.
Wish + Özne + Past Perfect Tense (-miş) şeklinde kurulur.

Örnek:
I wish I had been more careful.
Keşke daha dikkatli olsaydım.

If only
If only içinse, 2 kullanım yolu vardır.

İlki, duyguyu daha da çok belirgin hâle getiren cümlelerdir.
(Ah keşke milyarder olsam! / olsaydım / olabilsem!)

Örnekleri inceleyin;

If only he were here now.
Ah keşke o şimdi burada olsa.

If only I could speak Arabic.
Ah keşke arapça konuşabilsem.

If only I hadn’t shouted at him.
Ah keşke ona bağırmasaydım.

If only they would stop following us.
Ah keşke bizi takip etmeyi bıraksalar.

2. si; "If only", "If" cümlelerinde If'in yerine kullanılır ve daha da belirgin bir anlam kazanılır.

Örnekleri inceleyin;
If only I had enough time, I would go and visit him.
Yeterince vaktim olsa gidip onu ziyaret ederim / ederdim.

If only you had come earlier, you would have met Mr White.
Eğer daha erken gelseydin Mr White ile tanışacaktın.

If only I can find him today, I will tell him the truth.
Eğer bugün onu bulabilirsem ona gerçeği söyleyeceğim.

If only you had repaired my car, I would have sold it.
Eğer arabamı tamir etseydin onu satacaktım.

Görüşler

Yayıncı

Kadircan Erşahin